Akciğer hastalıkları, silikozis ve pnömokonyoz gibi rahatsızlıklar, çimento tozuna maruz kalan kişilerde yaygın olarak görülüyor. Üstelik, çimento tozunda bulunan silis ve diğer minerallerin, kanser gibi ölümcül hastalıklara yol açma riski de bulunuyor.
YALNIZCA VATANDAŞLARI DEĞİL ÇEVREYİ DE ETKİLİYOR
Dr. Atabey, bu tehlikenin yalnızca vatandaşlari değil, çevreyi de etkilediğini vurguluyor. Çimento tozunun bitkilere, su kaynaklarına ve genel ekosisteme zarar verdiği, çevre kirliliğini artırdığı biliniyor. Hatay'da, deprem sonrası artan inşaat faaliyetlerinin, bu zararlı etkileri daha da pekiştirebileceği endişesi büyüyor.
HATAY'DA ÇEVRE DOSTU ÜRETİM YÖNTEMİ UYGULANIYOR MU ?
Bu noktada, çimento fabrikalarının ve inşaat sektörünün çevre dostu üretim yöntemlerine geçiş yapması ve daha etkili filtreleme sistemleri kullanması gerektiği aşikâr. Çevre kirliliğini azaltmak ve halk sağlığını korumak adına atılacak adımlar büyük önem taşıyor. Çimento üretimi ve inşaat faaliyetlerinin, sadece binaları inşa etmekle kalmayıp, sağlıklı ve güvenli bir çevre oluşturma sorumluluğunu da taşıdığı unutulmamalı.
Hatay’da, deprem sonrası iyileşme sürecinde, çevresel ve sağlık riskleri göz önünde bulundurularak, daha bilinçli ve sürdürülebilir bir inşaat süreci başlatılması gerektiği açık. Sağlıkla ilgili riskleri en aza indirgemek ve çevreyi korumak için alınacak önlemler, gelecekte benzer felaketlerde halkın sağlığını koruma adına büyük bir adım olacak.